Kardeş Sesler 2020. Анонимный автор
Чтение книги онлайн.
Читать онлайн книгу Kardeş Sesler 2020 - Анонимный автор страница 3

Avrasya Akademi Online Balkanlar Atölye çalışmaları, bu dönemini bitirdi ve yazar adaylarının eserleri ortak kitabımızda yerlerini aldı. Bunun sadece takvim üzerindeki bir bitiş olacağına inanıyoruz. Bu günden sonra da yazmaya devam etmeli, bağları koparmamalıyız. Yazdıklarımızı asla yeterli görmemeliyiz. Kendimizi yazma konusunda sorumlu tutmalı; daha çok, daha seri yazmak kararlılığında hatta zorunda olmalıyız. Atölyede edinilen tecrübeyi, yetenek ve azimle birleştirip yeni hikâyeleri Türkçemizin en güzel haliyle yazmaya devam etmeliyiz. Eserlerimizi çoğaltmalı ve ortak kitaplarda, dergilerde yer almasını sağlamalı aynı zamanda müstakil kitapların da sahibi olmalıyız.
Çünkü bir kitapta yer almak, kelimelerin hakkıdır.
Tüm yazar adaylarını bu çalışmalar süresince gösterdikleri ilgi, gayret, azim ve çalışkanlıklarından dolayı tebrik ediyor ve güzel Türkçemizin kalemleri olarak Balkanlar’dan harika yazarlar çıkacağına inanıyoruz.
Hikâyelerinizin, Türkçemiz birliğinde daha da ileriye kalıcı olarak yürümesi ve yükselmesi temennisiyle.
Sevgi ve selamlarımızla…
Azıksız Çıkma…
“Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah kalem. Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok… Kalem sahiplerine düşen ilk vazife, telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferi başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler tarihe mal olur, yani ebediyete.” Cemil Meriç
Avrasya Yazarlar Birliği, yazı atölyeleriyle Türk Edebiyatı ve Türkçemize nitelikli eserler ve kalemler kazandırmaya devam ediyor. Türkiye’den sonra Balkanlar ve Avrupa atölyeleriyle hikâye, deneme ve şiir türünde ortaya konan güzel eserler, atölye edildikten sonra böyle bir ortak kitapla ebedileştiriliyor.
Varlıkların en şereflisi olan insanın yolculuğu, bir kemal yolculuğudur. Var oluş serüvenimiz, önce kendimizi, âlemi ve Yaratanı bilmeye doğru uzanan bir anlam arayışıdır. Çağın süslü, ışıklı, gürültülü akışına karşı kalemi ve kelamı seçenler, aslında bu kemal bulma yolculuğunda ilmi, irfanı ve tefekkürü seçenlerdir. Başka bir deyişle hikmeti…
Edebiyat işte bu kendimizi arama serüvenimizin, kâinatın sırrına erme arzumuzun, hakikate vasıl olma azmimizin bir sonucudur. Olayların iç yüzünü görebilmek, eşyaya ruh giydirebilmek, akıp giden zamanın bir parçasını ölümsüzleştirebilmek gayretidir. Gönül evrenini kelimelerle ebedileştirme, tarihe kayıt düşme, yaşam tuvaline özümüzü damıtmadır. Var oluş hikmetini kelamda bulanlar, çağa söyleyecek bir sözü olanlardır. Onlar, rahatsızlıklarını, hicivlerini, aşklarını, saadetlerini, acılarını satırlara ince ince işleyen kelime işçileri…
Cemil Meriç, “Şairler yoğurmuş dili, düşünceyi, şairler uysallaştırmış.” der. “Nazım en olgun meyvelerini verdikten sonra nesir doğmuş.” diyerek edebiyat tarihinin şiirle başladığını ifade eder. Bu yüzden edebiyat yolcuları için “Genç nasirler, nazmın tehzibinden geçseler şüphesiz ki üslupları daha derli toplu, daha tanınan, daha ölçülü olurdu.” tespitinde bulunur.
Avrasya Yazarlar Birliği Şiir Atölyesi olarak usta şairlerin rahle i tedrisinden geçmeye, Türk şiirinin eşsiz örneklerini gözden geçirerek başladık. Üstadların poetikalarını okuduk. Türk şiir tarihinden şiirde ahenk unsurlarına, biçim ve türlerine uzandık. Her seferinde amaç belliydi: Şiir dilini bulabilmek. Ali Akbaş, “Şiir, kristalize sözdür.” der. Mısralarımızı fazlalıklardan arındırıp, en yalın ve en derin şekliyle örmeye çalıştık.
Her şiirin bir felsefesi vardır ve şairler aslında karanlık gecelerde arzı endam eden içi kor gibi yanan yıldızlardır. Filozof ve fikir işçisidirler. Şiire talip olmanın bir nevi yanmaya talip olmak olduğuna, şiirin aslında şairin gözlerinde kaynayan kumlar olduğuna ustaların şiirlerini şahit tutuk.
Yazmak bir inşa sürecidir. Eserimizle beraber ruhumuzun yeniden doğuşu, şekillenişi, mayalanışıdır. Bu minvalde Bahattin Karakoç’un dizeleriyle veda ediyorum. Kıymetli öğrencilerimize şiir ve edebiyat yolculuğunda bereket ve sebat diliyorum.
“Bir nehir geçeceksen, önce soyunmalısın,
Bir dağı çıkacaksan, soluklu olmalısın.
Mademki niyetlisin, seferin kutlu ola!
Caydırmayı düşünmem, ama derim ki sana:
Azıksız çıkma yola! …”
Dal ve Gonca
“Dal bir sabah goncayı açmış buldu” der Ömer Hayyam beytinde. Derin bir mana penceresi açar anlayana. Goncanın hayatını anlık bir olguymuş gibi anlatırken, ardındaki emeği gizleyerek yaptığı ironi şüphesiz düşündürür.
İşte elinizdeki kitap; Avrasya Akademi Online Yazarlık Atölyesi hocaları ve katılımcılarının saatler süren eğitim ve emeğinin ardından Ömer Hayyam’a atıfta bulunur ve der ki şükür ki dal bir sabah goncayı açmış buldu.
KURAY HİKÂYE ATÖLYESİ
AŞKIN ÇAKIR
Araştırmacı, gezgin. 27.10.1971 Düzce’de doğdu. Halen Almanya’da yaşamaktadır. 1992’den bu yana kültür derneğindeki görevini ve gelenek yaşatıcılığı çalışmalarını çeşitli alanlarda sürdürmektedir. Almanya’da bir vakıf şirketinde ve aynı zamanda Avrupa Türk Basın Birliği’nde çalışmaktadır. 2012’den sonra Türk yurtlarını gezerek kalıcı eserler bırakmak amacıyla araştırma ve arşiv çalışmalarına ağırlık vermiştir. Son nefesine kadar Türk milleti için yararlı olmak azmindedir.
HİKÂYE:
Benden İçeri
BENDEN İÇERİ
Davetsiz geldi, selamsız oturdu. ‘Merhaba’ demesini bekledim, demedi. Hafifçe başını eğdi, uzağı net görmeyen gözlerini yere dikip düşünmeye başladı. Saatler geçti, konuşmadı.
Sessizce mırıldandığında ise anlamadım önce.
– Bana mı dediniz, diye sordum.
– Hayır, kendime, dedi.
Sesli düşündüğünü, beni ilgilendirmeyeceğini düşünerek iç dünyama, dertlerime döndüm.
Zamanın ne çabuk geçtiğini anlamadan oturmuş kalmışım. Oysa kalkmam gerek, iş güç var. Sorumluluklar var. Beni bekleyen