Makber. Abdülhak Hamit Tarhan

Чтение книги онлайн.

Читать онлайн книгу Makber - Abdülhak Hamit Tarhan страница 3

Жанр:
Серия:
Издательство:
Makber - Abdülhak Hamit Tarhan

Скачать книгу

mahvıma bir vesîledir bu.

      Bak bak, ne değişmiş ol semenber!..

      Gül çehresi, bak, ne yolda muğber…

      Nefrin, bu siyâh bahta nefrîn,

      Feryâd bu hâle tâbemahşer…

      Yâ Rab, bana bir melek ıyân et,

      Bir de beni öyle imtihân et:

      Doğsun göreyim o mâh yerden,

      Nûrun çıka ey İlâh yerden.

      Maksûd-ı hayâtı dermiyân et,

      Ferdây-ı beşer nedir beyân et?..

      Yâ fikrimi rûhuna kıl îsâl

      Yâ rûhumu hâkine revân et.

      Derd oldu mukîm, çâre gitti,

      Gûyâ vatanım kenâre gitti;

      Ben gurbet-i daimîde kaldım,

      Bir türbe-i bî-ümîde kaldım.

      Ufkumdan o mâhpâre gitti,

      Bir matla-ı şeb-nisâre gitti…

      Gördüm yüzünü misâl-i zulmet,

      Matla’ ona bir sitâre gitti.

      Gördüm yüzünü türâb içinde,

      Geldim, aradım kitâb içinde.

      Bir hâb gelir o, dîdeden dûr,

      Gitti diyemem mezara ol nûr.

      Bu sıfr nedir hisâb içinde?..

      Erkam ona inkılâb içinde.

      Bir hîçi-i zîvücûd, yâhud,

      Bir kabrdir ıztırâb içinde.

      Her gördüğü şeyden, Allah Allâh…

      Son demler o eyler oldu ikrâh.

      Etmezdi heves güzel havâye,

      Vermezdi semâya gayri pâye.

      Tutmuştu fenâ rehin o hemrâh,

      Etmek beni istemezdi âgâh;

      Nâlân idi pençe-î veremde,

      Gördükçe beni gülerdi eyvâh!..

      Bir gün uzak olsa sohbetinden,

      Ömrüm geçemezdi hasretinden,

      Bir ân-ı firâkı bî-teemmül,

      Ettim ebedîsine tahammül.

      Kurtulmadı âh!.. illetinden,

      Can kaldı alîl firkatinden.

      Anlardı nedir azabı kabrin,

      Görseydi bu hâli cennetinden

      Yârımdı o, yoktu bir rakîbi,

      Olmuş idi ruhumun tabîbi.

      Şimdiyse elimde yok ilâcım,

      Lâkin onadır hep ihtiyâcım.

      Urmak neden öyle bir garîbi?..

      Gurbetlerinin bu mu akîbi.

      Ben bari türâb olaydım evvel,

      Mâdâm türâb imiş nasîbi…

      Sıhhatçiği dâimâ diğergûn,

      Kalbi ise bin kederle meşhûn.

      Ağlardı içi, olursa handân,

      Handeyle ederdi setr-i hicran.

      Pek çok kişi zannederdi memnûn,

      Memnunluk olurken onda mahzûn.

      Etmişti beni bu hâli pür ye’s,

      Etmişti beni bu hâli meftûn.

      Makber, sonudur dekayıkın bu,

      Bir sırr-ı garibi Hâlık’ın bu.

      Bir nûr ki meyledince hâba,

      İnmekte şu bir yığın türâba.

      En yükseğidir şevâhikın bu,

      En müdhişidir hakayıkın bu,

      Bedbaht, o hakîkat anlaşılmaz,

      Şânın bu, cihanda lâyıkın bu.

      Hempây-ı sükût rûzgârı,

      Karşımda yürür durur mezârı.

      Geçtikçe ben ol güzârgehden,

      -Kim hîç geçilmiyor velehden-

      Gördükçe temevvüc-î gubârı,

      Gönlüm gelecek sanır o yârı.

      Bir gamlı haber duyub, demiştim;

      Agâh edeyim o gamgüsârı.

      Kalbimde teessür-î zevâli,

      Feryâd ile şerh için bu hâli.

      Gâh avdet eder de makberinden,

      Evde onu bulmak isterim ben.

      Birdenbire fevtinin hayâli,

      Tağrîb kılar bu iştiğâli…

      Gönlümde yine tahaşşüd eyler,

      Bilcümle mekabirin zılâli.

      Yâ Rab, öleyim mi, neyleyim ben?..

      Ayrı yaşayım mı sevdiğimden?..

      Verdin bana böyle bir musîbet,

      Ettin beni düşmen-î mahabbet.

      Yâ bir kulu sevmiyor musun sen?..

      Yâ böyle ölüm değil mi erken?..

      Hiç bulmamak üzre gaib ettim,

      Mecnun gibi ben onu severken.

      Yok, yok!.. Bunun ihtimâli yoktur,

      Kalbin o kadar mecâli yoktur.

      Müstakbele hükmolunmaz ammâ,

      Vicdan kılıyor bakayı imâ.

      Yok şüphe ki eski hâli yoktur,

      Lâkin umarım zevâli yoktur.

      İllâ yaşamak bana gerekmez,

      Âlemde bunun misâli yoktur.

      Allâh işini gör ey birader,

      Etmez mi bu iş beni mükedder…

      Lâkin ne mükedder, âh sorma!..

      Kimdir kim o bîgünah?.. Sorma!..

      Olmuştu yetîmlik mukadder,

      Bilmezdi nedir pederle mâder.

      Bil sinnini: yirmi altı var, yok,

      Tut, sonra, anı mezâra gönder…

      Kendi gibi olmadan haberdâr,

      Evlâdını da yetim eder yâr.

      Ta’kib ederim eğerçi her gün,

      Ben yolda iken gurûb eder gün.

      Mechûl kalır netice-î kâr:

      Yâ hâb o, ya bir hayâl-i bîdâr.

      Metruk, zalâm içinde, bîkes,

      Ben yâr-ı kadîmi sanki ağyâr.

      Yok ben bu tahavvüle dayanmam,

      Ben böyle hakikate inanmam.

      Şiddetle bu benziyor muhâle,

      Bilmem, niçin ağlarım bu hâle!..

      Hecrin ile haşre sürse, yanmam,

      Kanmam meleğim, bu derde kanmam.

      Haşre kadar ağlasam yetişmez,

      Haşre kadar

Скачать книгу